26 Mayıs 2024 Pazar

SULTANAHMET CAMİİ

SULTANAHMET CAMİİ



Sultanahmet Cami'nin Tarihi:

14 yaşında tahta çıkan, 19 yaşında ise kendi adına bir cami yapmak isteyen Sultan I. Ahmet, adına yapılan bu caminin İstanbul'un onun yerinden bir cami olmasını istiyor. Ayrıca, I.Ahmet bu caminin mimarlık kadar sanat yönünün de ön planlanması istenenden, hem mimar hem de sedef ustası olan Mimar Sedefkar Mehmet Ağa ile anlaşmış. Mehmet Ağa'nın eserinin Süleymaniye ve Ayasofya gibi iki önemli dev ile yarışacağını biliyordu. Bu rekabetin tatlı çıkış sistemi ve canlılığın görülmediği Sultanahmet Camisi ortaya çıktı.





Sultanahmet Cami'nin bir de sansasyonel bir yönü var. Tarih boyunca, Ayasofya Kudüs'teki Süleyman Mabedi'ni, Süleymaniye ise Ayasofya'yı aşmak istemiş. Bu rekabetin sonunda Sultanahmet Cami'nin, atalarına çok da saygısızlık yapmaması için yalnızca Ayasofya'yı aşmasına karar verilmiş ve cami, Osmanlı'da başka hiçbir örnek olmayacak şekilde 6 minareli yapılmıştır. Fakat bu 6 minarenin hem fazlaca görkem katılmış hem de bazı yolculuklara neden olmuş. O dönem 6. minareye sahip olan Kabe'deki camiye saygısızlık olarak değerlendirilen bu durum, Sultan I. Ahmet'in Kabe'deki camiye 7. minareyi eklemesi ile son hakkıdır.

Bir başka söylentiye göre, I. Ahmet caminin minarelerini altından yaptırmak istemiş. Ancak bu kararın bütçesini bir hayli aşacağından, Mimar Sedefkar Mehmet Ağa “altın” kelimesini “altı” anlamış gibi yapmış ve camiyi 6 minareli yapmıştır.

Sultanahmet Cami'nin Mimari Özellikleri:

1590-1617 yılları arasında bir külliye olarak tamamlanan yapı, cami, hünkar kasrı (bugün Vakıflar Halı Müzesi olarak kullanılır.), sıbyan mektebi, medrese, arasta, darüşşifa, imarethane (bugün Marmara Üniversitesi rektörlük binası olarak hizmet vermektedir), konuk evi ve türbelerden . Elbette külliyenin en göz alıcı ve önemli parçası camisi.

Çevresi pencereli ve sekiz kapılı bir duvarla dönen caminin önünde ve yanlarında geniş avlular bulunuyor. Batı cephesinde kalan avlu girişlerinin üstünde demir bir zincir halinde duruyor. Zamanında sadece padişahın sırtındaki caminin avlusuna girilebilir. O da zincir nedeniyle başını eğerek geçmek durumunda kalmış. Camiye padişahın bile saygı duyması, içeri girerken kendine çekme düzenini bırakmasını belirtti bu sistem dikkate alınmadı değer.

Yukarıda da sahip olduğumuz gibi, caminin ikisi ön cephede, dörtü ise dört köşede olmak üzere 6 minaresi bulunuyor. Minarelerin dört tanesi üç, ikisi de iki şerefeli. Bunun bu şekilde ilerlemesinin nedeni de I.Ahmet'in 16. padişahlığının simgesinin parçalarıdır.



Sultanahmet Cami'nin İç Mimarisi:

Caminin iç kısmı 26 sütunlu, 30 kubbeden oluşan, şadırvanlı, kare ve mermer bir iç avludan ve çapı 24 metre, kürelerden 43 metreden oluşan ana kubbeli bir kare plandan oluşur. Ana kubbeyi, çapı beşer metre olan dört fil ayağı taşıyor. Ana kubbedeki ve yarım kubbelerdeki toplam 5 sıra dizilmiş 260 kadar pencere, mekana hiçbir camide olmayan bir yardım imkanı sağlanıyor. Bu şekilde çeşitlilik yapılarda loşluğa, usulen giren hafif kayıtlı alışmış durumda ki, oldukça canlı ve renklendirici geliyor. Bir zamanlar kandillerin, şimdilerde ise ampullerin bulunduğu yerde yakın devasa avizeler de mekana ayrı bir hava katıyor.

Caminin içine girebileceğiniz üç kapı var ama esas giriş Hipodrom tarafındaki kapıdan. Hipodrom kapısından girdiğinizde hemen karşınıza mermer mihrap ve onun yanındaki minber çıkacak. Mimar Sinan'ın öğrencisi olan Mehmet Ağa'nın mimar ressamlığıyla nasıl güzel birleştirebildiğinizi görebiliyorsunuz. Minberin üzerindeki oymaları detaylı incelemeyi ihmal etmeyin. Diğer tarafta görünen balkonu andıran bölmeler ise sultanların localarıdır.


                                                                     CAMİNİN İÇİ


                                                        CAMİNİN GİRİŞİ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

HAKKIMIZDA

Amacımız, Türkiye'nin olağanüstü güzelliklerini barındıran, görülmesi ve gezilmesi gereken yerleri sizlere tanıtmak ve ziyaret ettiğiniz...